Bağdat’ın tozlu sokaklarından başlayıp Orta Doğu’nun en parlak sahnelerine uzanan, ama her adımında derin yaralar ve büyük fedakarlıklar barındıran hüzünlü bir masal gibi. "عندي سؤال" (Bir Sorum Var) programında anlattıkları, sadece bir şarkıcının başarısını değil, hayata karşı hiç bitmeyen o inadını ve direnişini gözler önüne seriyor.
İşte Rahma’nın o uzun ve içten hayat hikayesi:
Çocukluğun Sessiz Çığlığı ve Erken Gelen Sorumluluklar: Rahma, Bağdat'ta doğduğunda henüz bir çocukken hayatın en sert yüzüyle tanışmış. Babası vefat ettiğinde sadece 10 yaşındaydı, ancak ruhu o yaşın çok ötesinde olgunlaşmıştı. Babası ölmeden önce sanki hissetmiş gibi, evin ortanca kızı olmasına rağmen ona "Kardeşlerine sahip çık" diye vasiyet etmişti. O günden sonra Rahma, kendi çocukluğunu bir kenara bırakıp kardeşlerine hem abla hem de bir nevi anne olmuş.
Sürgünler ve Fedakarlıklarla Dolu Bir Yolculuk: Ailesiyle birlikte Bağdat’tan Umman’a, oradan Bahreyn’e ve sonunda Lübnan’a uzanan bir göçebe hayatı yaşamışlar. Annesi, Rahma'nın içindeki yeteneği ilk keşfeden kişi olmuş. Rahma'nın hayallerini gerçekleştirebilmesi için elindeki her şeyi; restoranlarını, evlerini, hatta eşyalarını bile satıp bu belirsiz yolculuğa çıkmışlar. Rahma, "Başarılı olmaktan başka şansım yoktu, çünkü ailem benim için her şeyini feda etti" diyerek omuzlarındaki yükün ağırlığını anlatıyor.
Yaralı Bir Kalbin Anneliği ve Büyük Kayıplar: Rahma’nın hayatında ölüm hep en davetsiz misafir olmuş. Savaşta kaybettiği erkek kardeşi ve iki yıl önce yitirdiği ablasının acısı hala taze. Belki de bu yüzden, kızı Aliye’yi kucağına almadan önce yaşadığı düşük tecrübesi onu derinden sarsmış. Bebeğinin kalbinin durduğunu bir ultrason odasında, eşi sevinçle video çekerken öğrenmesi hayatının en karanlık anlarından biriymiş. Şimdi Aliye ile birlikte, kendi yaşayamadığı o huzurlu ve sabit çocukluğu ona verebilmek için her şeyden vazgeçmeye hazır bir anne olarak duruyor karşımızda.
Sektördeki İhanetler ve "Küllerinden Doğan" Başarı: Şöhret basamaklarını tırmanırken en yakın bildiği dostlarının, o parladıkça nasıl birer birer karanlığa gömüldüğünü ve ona sırt çevirdiğini anlatıyor. "Waad Menni" şarkısı milyonlara ulaştığında, etrafındaki "sahte" kalabalığın nasıl dağıldığını görmek onu daha da sertleştirmiş. Artık herkese mavi boncuk dağıtan o eski Rahma yok; "Kızım için mutlu, güçlü ve tavizsiz olmalıyım" diyerek sınırlarını keskin çizgilerle çiziyor.
Aşkın İyileştirici Gücü: Alexander: Alexander ile olan ilişkisi de öyle bir anda, kolayca olmamış. İlk başta aralarında büyük fırtınalar kopmuş, ayrılmışlar. Ama kader onları Beyrut’ta tekrar bir araya getirmiş. Rahma, Alexander’da babasının o güven veren gölgesini ve annesinin sonsuz desteğini bulmuş. Şimdi her ne kadar haklarında "ayrılıyorlar" dedikoduları çıksa da, o sadece evde kızıyla vakit geçiren, patates kızartmasına dayanamayan ve hayatın tadını çıkaran huzurlu bir kadın olmak istiyor.
Sınıflandırmalara Karşı Bir Başkaldırı: Programda en çok canını sıkan noktalardan biri, sanatçıların "A sınıfı, B sınıfı" diye ayrılması. "Biz bu neslin gerçeğiz, bir balon değiliz" diyerek kendi emeğini ve başarısını savunuyor. Artık sadece rakamlar veya listeler için değil, ruhuna dokunan şarkılar için mikrofon başına geçiyor.
Rahma Riad, her şarkısında biraz daha iyileşen, yaralarını sararken başkalarının kalbine de dokunan o inatçı ve mağrur kız çocuğu olarak hikayesini yazmaya devam ediyor.
Tam videoyu buradan izleyebilirsiniz:

Comments
Post a Comment