Röportaj: Moatasem Al-Nahar

 


Moatasem Al-Nahar'ın bu röportajdaki açıklamaları, aslında yıllardır içinde tuttuğu büyük bir öfkenin ve korkunun dışavurumu gibi. Esad rejimine olan bakışını ve yaşadıklarını şu başlıklar altında daha detaylı özetleyebilirim:

1. Rejime Karşı Net Duruşu

Moatasem, Beşşar Esad dönemini doğrudan "Büyük Zulüm" (Al-Zulm Al-Akbar) olarak adlandırıyor. Suriye halkının bu dönemde sessizce katledildiğini ve halkın en temel hakkı olan özgürlüğün ellerinden alındığını savunuyor. Suriye'nin bir vatan değil, Esad ailesi ve "zebanileri" (suç ortakları) için bir mülk haline getirildiğini söylüyor.

2. Devrim Sürecindeki Gizli Rolü

Oyuncu, 2011 yılında devrim başladığında sadece bir izleyici kalmadığını, bizzat sokaklara çıktığını anlatıyor:

  • Protestolar: Şam'ın Barzeh ve Midan gibi bölgelerindeki gösterilere katılmış.

  • Gizli Kayıtlar: Kaskına yerleştirdiği gizli bir kamera ile gösterileri ve rejimin müdahalelerini kaydetmiş. Bu görüntülerin olduğu hard diskleri, rejim baskın yapar korkusuyla yıllarca babaannesinin bahçesine gömülü halde saklamış.

  • Süt Bildirisi: Rejimin kuşatması altındaki Daraa şehrine süt gönderilmesi için hazırlanan insani bir bildiriye imza attığı için "hain" ilan edilmiş ve set ortamında organize bir grubun saldırısına uğrayıp darp edilmiş.

3. Korku ve İstihbarat Baskısı

Moatasem, Suriye'yi "devleti olan bir istihbarat teşkilatı" olarak tanımlıyor. İnsanların en ufak bir kelime yüzünden 12 yıl hapis yattığına (kendi akrabasından örnek vererek) tanık olduğunu söylüyor. Kendi güvenliği ve özellikle Şam'daki geniş ailesinin zarar görmemesi için yıllarca sustuğunu, ancak içindeki "devrim ateşinin" hiç sönmediğini belirtiyor.

4. Beşşar Esad'ın Davetini Reddetmesi (Türkiye Detayı)

En dikkat çekici kısımlardan biri ise Türkiye ile ilgili olanı. Moatasem, Türkiye'de bir dizi (Kiralık Aşk uyarlaması) çekerken saraydan (Esad'dan) bir davet aldığını anlatıyor. Rejim, onun popülaritesini kullanmak istemiş ancak o:

  • "Türkiye'deyim, gelemem" demiş.

  • Israr edilince ve "Biz şirketle (MBC) konuşur izin alırız" denilince, çeşitli sağlık sorunları uydurarak bu görüşmeden kaçmış.

  • Bunu yaparken çok korktuğunu ama vicdanının el vermediğini söylüyor.

5. Yıkılış Sonrası ve Yeni Dönem

Rejim yıkıldığında yurt dışındaymış. Haberi annesinden aldığında olduğu yere çöküp secde ederek ağladığını anlatıyor. Şam'ın şimdi "gerçek ruhuna" kavuştuğunu ve artık çocuklarına (kızı Sandra'ya) onurlu bir hikaye anlatabileceği için mutlu olduğunu dile getiriyor.

Özetle; Moatasem Al-Nahar, Esad'ı asla desteklemediğini, aksine ondan nefret ettiğini ve bugüne kadar sadece ailesini korumak için sessiz kaldığını tüm detaylarıyla haykırıyor.

Comments